Yalova Hakkında Genel Bilgiler?

Yalova, Türkiyenin kuzeybatısında, Marmara Bölgesinin güneydoğu kesiminde yer almaktadır. İlin kuzeyinde ve batısında Marmara Denizi, doğusunda Kocaeli, güneyinde Bursa (Orhangazi-Gemlik) ve Gemlik Körfezi yer almaktadır. Yalova, 39-40 Kuzey enlemi, 29-61 Doğu boylamları arasında yer almaktadır. Denizden yüksekliği 2 metredir. 847 km2’lik alanı ile Ülkemizin yüzölçümü en küçük ilini oluşturmaktadır. Yalova doğu kıyılarındaki düzlükler dışında, dağlık bir bir araziye sahiptir. Bölgenin güneyi; batıdan doğuya doğru İzmit – Sapanca arasında Kocaeli sıradağları ile birleşen Samanlı Dağlarıyla kaplanmış durumdadır.

İklim

Marmara Bölgesi’nin doğusunda yer alan Yalova ilinin iklimi, Makro – klima tipi olarak; Akdeniz ve Karadeniz iklimleri arasında bir geçiş niteliği taşır. Yalova iklimi, kimi dönemlerde karasal iklim özelliklerini yansıtmaktadır. Yalova bölgesinde kuzeyden ve güneyden gelenler, sakin nitelikli olmak üzere başlıca üç tür hava akımı egemendir. İlde yazlar sıcak ve kurak, kışlar ılık ve bol yağışlıdır.

Bitki Örtüsü

Yalova ilinin kuzeyinden güneybatısına kadar olan sınırları Marmara Denizi ile çevrilmiştir. Kıyılar girintili çıkıntılı bir özellik göstermez. İlin bitki örtüsünü makiler ve ormanlar oluşturmaktadır. Samanlı dağlarının kuzey ve güneyinde vadi içlerinde bulunan makiler, bu kütlenin etekleri boyunca kesintili şeritler ve parçalar halinde bulunurlar. Yalova’nın güneyindeki dik yamaçlar tümüyle gür bir orman örtüsü ile kaplıdır. Ormanlar ilin yaklaşık % 5‘ini kaplar. Ormanlık alanlarda genellikle kayın, meşe, gürgen, kızılcık, kestane ve ıhlamur ağaçları görülür.

Yalova İlçeleri

Çınarcık : Çınarcık İlçesinin bulunduğu topraklarda, milattan üç-dört bin yıl önce kurulmuş yerleşim merkezleri vardır. Bölgeye M.Ö. 1200 yıllarında Frigyalılar’ın, M.Ö. 700 yıllarında Kimmiryalı’ların akınından sonra, Bithynler’in bölgeye kendi adlarını verdiklerini ve tamamen egemen oldukları bilinmektedir.. Bu dönemden sonra Helenistik Devir’de M.Ö. 3. yüzyıl başlarında bağımsız bir krallık kurdukları görülmektedir. M.Ö. 74 yılında Bithynia Romalıların egemenliği altına geçmştir. Roma İmparatoru Constantinus zamanından kalma tarihi kalıntılara, Çınarcık, Teşvikiye Beldesi ve köylerinde rastlamak mümkündür. 1325 yılında, Türk hakimiyetine geçen Çınarcık, Kurtuluş Savaşı yıllarında üç defa işgal edilmiş ve en son 19.7.1921 tarihinde düşman işgalinden tamamen kurtarılmıştır. İlçenin Ortaburun Köyü, Aşağı Kocadere ve Yukarı Kocadere halkının malları, Rumlar tarafından gaspedilmiş ve mal sahipleri acımasızca öldürülmüştür. Kocadere Köyü’ndeki mezalim, “soykırım”, kurtuluş savaşı döneminde yaşanan katliamlardan en acımasızca yapılan katliamlardan birisi olmuştur. Masum insanlar Gemi’lere doldurularak denizin ortasında batırılmış bir kısmıda Cami’de bir araya toplatılarak diri diri yakılmıştır. Bu köyde 230’u toplu öldürme olmak kaydı ile öldürülenlerin sayısı 830’i aşmıştır. Bu olay her yıl 29 Nisan’da Kocadere Köyünde yaptırılmış olan anıtın önünde dualarla ve çeşitli etkinliklerle anılır. Çınarcık’ın, Rumlar dönemindeki adı Kio’dur. “Temiz havası olan şehir” anlamına gelen bu sözcükten sonra da, sahip olduğu ulu çınarlardan dolayı Çınarcık ismini almıştır. Ancak Fevzi Çakmak’ın burayı ziyaretinde, Belediye Parkı’ndaki (Çınaraltı Gazinosu) anıt çınarı gördüğünde, “Çok yazık etmişler buraya Çınarcık demekle, Kocaçınar demeliydiler” şeklinde konuştuğu söylenmektedir. Marmara Bölgesinin en gözde tatil beldelerinden biri olan Çınarcık, kolay ulaşımı, temiz denizi, orman ve sayfiye alanları ile her dönemde olduğu gibi bugünde çekiciliğini korumaktadır. Ormanlarla kaplı Samanlı Dağlarının kuzey yamacından denize uzanan Çınarcık ilçesi, doğal bitki örtüsü ve dört mevsim turizme açık alanları ile bölgenin en fazla talep gören turizm merkezlerindendir. Koru Köy’den başlayıp, Esenköy’e kadar uzanan bir kıyı şeridi üzerinde yer alan ilçede, Paşa Limanı Burnu, Kocadere Burnu, Dikilitaş Burnu, Dermaz Burnu, Baba Burnu, Orman Uçuğu Koyu, Engere Koyu,

Mersin Burnu, Kalem Burnu ve Çaldere Burnu yörenin doğal güzelliklerdendir. Çiçek bahçeleri, koyları temiz sahil şeridi ve her yaşa hitap eden eğlence merkezleri ile vazgeçilmez bir yerleşim yeridir. Çınarcık, denizi, güneşi ve hareketli yaz akşamları ile Türkiye’nin en gözde tatil beldesi, cıvıl cıvıl kıyı turizminin yanı sıra dağ sporlarına müsait orman alanları, sakin ve serin mesire yerleri ile tam bir dinlenme yeridir. İlçeye bağlı 3 Belde, 4 Köy bulunmaktadır. Bunlar sırasıyla şöyledir; Beldeler; 1. Koru Beldesi 2. Esenköy Beldesi 3. Teşvikiye Beldesi Köyler; 1. Çalıca Köyü 2. Kocadere Köyü 3. Şenköy 4. Ortaburun Köyü’dür. -Prf. Dr. Arif Müfit MANSEL (1936) Yalova ve Civarı İstanbul: İstanbul Müzeleri Neşriyatı. -Aydın AKAN (1982) Yalova: Zümrüt Yalova Kaplıcaları. -Ahmet AKYOL (2003) Yalova: Zaman Tünelinde Yalova. -T.C. Turizm Bakanlığı, Yatırımlar Genel Müdürlüğü (1997) İstanbul: Yalova İli Turizm Envanteri ve Turizmi Geliştirme Planı – Kaya Zengin (1987) Yalova

Armutlu : Armutlu adının “Armoda” veya “Armodies” sözcüklerinden geldiği sanılmaktadır. Bu sözcükler “Donanma” veya “Donanmaya Gözcülük Eden Kimse” anlamına gelmektedir. Diğer bir rivayete göre ise, Bizans döneminden kalma kalıntılara rastlanan Armutlu’nun isminin; Bizans Kralı’nın kızı Armodias, kayıkla gezmek üzere saraydan ayrılarak bu kıyılara gelmiş ve buranın güzelliğine, kaplıcalarına hayran kalmış. Kızının burayı çok sevdiğini gören kral, yöreye Armodias ismini vermiş. Armodias’ın zaman içinde Armutlu olarak değişerek bugüne geldiği söylenir. Armutlu, Bizanslılar tarafından kurulmuş çok eski bir tarihe sahip bir yerleşim merkezidir. Evliya Çelebi seyahatnamesinde 1050 senesi Sefer ayının 6.günü Mudanya Kasabasına vardıklarında; oradan da bir gemiyle Bozburun İskelesine geldiklerinden bahseder ve Armutlu’yu şöyle anlatır; Nüfus sadece üç yüz hanedir. Üç yüz kadar bakımlı evleri vardır ki; baştanbaşa kiremitle örtülüdür. Bir camisi, birer hamamı, üç mescidi, bir hanı, on kadar da dükkanı vardır. Suyu ve havası çok güzeldir. Ayrıca tarih kaynaklarından; Likyalıların kaplıcalar bölgesinde uzun yıllar kaldıkları belirtilmektedir. Şu an bile hala Özbekkuyu Mevkii olarak adlandırılan bölgenin isminin de Özbekler’den geldiği sanılmaktadır. 1320 yılında II. Orhan zamanında Armutlu, Osmanlılar tarafından feth edilmiştir. Fetihten sonra Mudanya ve Trilye’den getirilen Türkler Armutlu’ya yerleştirilmişlerdir. Yaklaşık 28 000 hektar yüz ölçüme sahip (kadastro görmüş yerler olarak) Armutlu; Gemlik Körfezinin Kuzeyinde ve Taz Dağları’nın batıya devamı olan etek kısımlarında kurulmuştur. İlçenin güney ve güneybatı kesimleri düzlük olduğu halde kuzey ve doğuya doğru arazi yükselmektedir. İlçe merkezinden geçerek güneyde Marmara Denizi’ne dökülen Armutlu Deresi’nin meydana getirdiği düzlük ilçe arazisinin en verimli sahalarını oluşturmaktadır. Armutlu güneydoğudan Gemlik, doğudan Orhangazi, kuzeydoğudan Yalova İli ile, güney, batı ve kuzeyden de Marmara Denizi ile çevrilmiştir. Gemlik’e 37 km’lik, Yalova’ya ise 55 km’lik karayolu ile bağlı olan Armutlu’nun Mudanya ve İstanbul ile de deniz yoluyla bağlantısı mevcuttur. Genelde jeolojik yönden % 70 bir eğime sahip olan ilçe; tipik bir Marmara Bölgesi iklimini arz eder. Yazlar sıcak, kışlar yağışlı ve ılıktır. Makilik, fundalık, zeytinlikler ve çam ormanları yörenin bitki örtüsünü oluşturur. Armutlu; 6 Haziran 1995 tarihinde 550 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Gemlik’ bağlı Belde iken İlçe statüsü kazanarak, Yalova İli’ne bağlanmıştır. İlçeye bağlı beş köy bulunmaktadır. Bunların adları şunlardır; Fıstıklı Mecidiye Kapaklı Hayriye Selimiye Armutlu köylerinden Mecidiye, Hayriye, Fıstıklının bulunduğu havza “organik tarım” havzası olarak belirlenmiş olup, bu bölgede her türlü organik bitki, sebze ve hayvansal ürünlerin üretimi teşvik edilmektedir. Ayrıca bu bölgede eko turizmi canlandırmak amacıyla eko pansiyon adıyla pansiyonculuk, yeme içme ve yöresel ürünlerin satışı ile doğada kamp ve atlı yürüyüş aktiviteleri yapılmaktadır. Armutlu’da tarihi eserler ve kendine özgü mimari yapılar, geçmiş kültürleri yansıtmak istercesine yeşil bitki örtüsünün içinden gururla kendilerini gösterirler. Ataların özel bir mirası olarak korunan Armutlu evleri, bunca yıla rağmen güzelliklerini korumaya devam etmektedirler. Beldenin merkezinde bulunan Köy Hamamı, Hacı Ali Paşa Camii, Tarihi Köprü, Eski Kitabeli Çeşme ve Eski Hamam en önemli tarihi eserlerindendir. 16 km.lik bir sahil şeridine sahip olan Armutlu kaplıcaları İlçe merkezine 5 km mesafede bulunmaktadır. Kaplıca suları 57 Cº ile 73 Cº’ye varan ısıya sahiptir.-Prf. Dr. Arif Müfit MANSEL (1936) Yalova ve Civarı İstanbul: İstanbul Müzeleri Neşriyatı. -Aydın AKAN (1982) Yalova: Zümrüt Yalova Kaplıcaları. -Ahmet AKYOL (2003) Yalova: Zaman Tünelinde Yalova. -T.C. Turizm Bakanlığı, Yatırımlar Genel Müdürlüğü (1997) İstanbul: Yalova İli Turizm Envanteri ve Turizmi Geliştirme Planı – Kaya Zengin (1987) Yalova

Termal : Eski ismi Pythia olan Yalova Kaplıcaları bir yer sarsıntısı neticesinde M.Ö.2000 yılında meydana gelmiştir. Eski Yunan, Roma, Bizans, Selçuk ve Osmanlılar devrini yaşayan Yalova Kaplıcaları, Kral Constantinus, Kral Justinianos, Sultan Orhan, Sultan Hamit ve Sultan Mecid tarafından muhtelif tarihlerde restore edilmiştir. İstanbul Tekfurunun kızı Eleni, Justinianos ile karısı Sophia, Constantinus’in annesi İmparatoriçe Helen, Theodora ve Sultan Mecid’in annesi burada tedavi görmüş ve şifa bulmuşlardır. Yalova Kaplıcalarının ismi Ramsey’e göre Pylai’dir. Haçlı seferlerini yazanlar ise Helenopolis olarak kaydetmektedirler. Bitinya Kıtasında yaşayan Küçük Asya Kavimleri, yerden fışkıran sıcak suların Garyonej isminde bir ejder olan mabudun himayesinde meydana geldiğini ve sudan çıkan dumanların, gelecekten haber verme gibi kehaneti bulunduğuna inanmışlardır. Kaplıca suları romatizmalı ve metabolizmalı hastalıklarda, sindirim sistemi, karaciğer, safta kesesi, böbrek ve idrar yolları hastalıkları, ortopedik operasyonlar sonrası nekahat dönemleri, deri hastalıkları, psikolojik hastalıklar kadın hastalıkları gibi rahatsızlıklara iyi geldiği bilinmektedir. -Prf. Dr. Arif Müfit MANSEL (1936) Yalova ve Civarı İstanbul: İstanbul Müzeleri Neşriyatı. -Aydın AKAN (1982) Yalova: Zümrüt Yalova Kaplıcaları. -Ahmet AKYOL (2003) Yalova: Zaman Tünelinde Yalova. -T.C. Turizm Bakanlığı, Yatırımlar Genel Müdürlüğü (1997) İstanbul: Yalova İli Turizm Envanteri ve Turizmi Geliştirme Planı – Kaya Zengin (1987) Yalova -Dr. Saib GİRAY (1951) Ankara: Yalova Kaplıcaları Tarihçesi ve Şifalı Suları İle Tedavi Termal yağışlı ve ılımlı bir iklime sahiptir. Yıllık ortalama sıcaklık 14,30 C’dir. En sıcak aylar 40–41 derece arasında değişen Temmuz ve Ağustos aylarıdır. Eksi 10 ile en soğuk aylar ise Ocak ve Şubat aylarıdır. Karadeniz ile karasal iklim arasında (Makro-Klima) bir özelliğe sahiptir. En hızlı rüzgar yönü kuzeybatıdır. Karadeniz ve Akdeniz bitki örtüsü çeşitleri vardır. http://www.mgm.gov.tr/tahmin/il-ve-ilceler.aspx

Çiftlikköy : İstanbul-İzmit-Yalova karayolu üzerinde ve Yalova’ya 4 km mesafede bulunan Çiftlikköy, kolay ulaşımı ile Yalova’nın en işlek, hareketli ve çekici ilçelerinden biridir. Çiftlikköy’ün geçmişi oldukça eskiye dayanır. Yörenin ilk adı Pylai’dir. Yörede, Helenistik Çağdan Bizans dönemine kadar çok sayıda ve değişik zamanlara ait yazıt mevcuttur. Adına ilk olarak 4. yüzyılda rastlanmaktadır. Yerleşim alanı; 11.yüzyılda, bugünkü Hersek Köyü’nün yanında önemsiz bir yer iken, Justinianos devrinde Hersek-İznik yolu önem kazanınca, Pylai kenti de büyük gelişme göstermiştir. 1097 yılında 1.Haçlı Seferinde, Latin ordularının bir kısmı buradan geçmiştir. 1146’da Manvel Komnenos bir takım Hristiyan göçmenleri Pylai’ye yerleştirmiştir. 93 harbinden sonra Bulgaristan’ın Şumnu kasabasından gelenler tarafından iskan edilen bölgeye, 1923’den sonra Kafkasyadan gelenler yerleşmiştir. Çiftlikköy, Eski Roma İmparatoru Büyük Constantinus’un annesi Helena’nın doğduğu ve adını verdiği Helenopolis Şehri’nin bulunduğu yerdir. İlçedeki Karakilise kalıntıları, Helenopolis kalıntılarıdır. Eski adı Kadı Çiftliği olan yerleşime; Çiftlikköy adı, 1932 yılında, Atatürk tarafından verilmiştir. Atatürk’ün gelip kahve içtiği ve bir müddet dinlendiği ev halen korunmaktadır. Çiftlikköy; 6 Haziran 1995 tarihinde 550 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile İlçe statüsü kazanmıştır. Çiflikköy İlçesine bağlı 1 belde, 1 bucak ve 9 köy bulunmaktadır. Bunlar sırasıyla şöyledir; Taşköprü Beldesi Kılıç Merkez Bucağı Gacık Köyü Sultaniye Köyü Burhaniye Köyü Çukurköy Köyü Denizçalı Köyü Dereköy Köyü İlyasköy Köyü Kabaklı Köyü Laledere Köyü İlçenin geçim kaynağı olarak sebzecilik, meyvecilik, çiçekçilik ve tarımın yanı sıra sınırlı da olsa hayvancılık yapılmaktadır. -Prf. Dr. Arif Müfit MANSEL (1936) Yalova ve Civarı İstanbul: İstanbul Müzeleri Neşriyatı. -Aydın AKAN (1982) Yalova: Zümrüt Yalova Kaplıcaları. -Ahmet AKYOL (2003) Yalova: Zaman Tünelinde Yalova. -T.C. Turizm Bakanlığı, Yatırımlar Genel Müdürlüğü (1997) İstanbul: Yalova İli Turizm Envanteri ve Turizmi Geliştirme Planı – Kaya Zengin (1987) Yalova

Merkez İlçe : Türkiye Cumhuriyeti coğrafi şartlar ve Kamu hizmetlerinin verimli yürütülebilmesi bakımından kademeli olarak illere, iller de ilçelere bölünür. İlçelerde yönetimin idari bölümlenmesi içerisinde yer almaktadır. Dolayısıyla merkezi yönetimce üstlenilen kamu hizmetleri de bu örgütlenme çerçevesinde yürütülmektedir. 1930’da İstanbul’un İlçeleri arasına katılan Yalova, 1995 yılında ise İstanbul İlinden ayrılarak müstakil İl yapılmıştır. 5 Haziran 1995 tarih ve 550 sayılı Kanun Hükmündeki Kararname’nin 6 Haziran 1995 tarih ve 22305 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanması ile Türkiye Cumhuriyeti’nin 77.vilayeti olarak “il statüsüne” kavuşmuştur. Bursa-Gemlik ilçesine bağlı Armutlu Beldesi ile Kocaeli-Karamürsel’e bağlı Altınova Beldesi ilçe yapılmak suretiyle Yalova sınırları içerisine alınmıştır. Yalova’nın İl olması ve Altınova, Armutlu, Çınarcık, Çiftlikköy ve Termal beldelerinin ilçe yapılarak Yalova’ya bağlanması ile eski Yalova İlçesi, Yalova İli’nin yeni merkez ilçesi olmuştur. Merkez İlçede 2 Belediye ve 11 köy bulunmaktadır. Merkez ilçeye bağlı belediyeler ve köyler şunlardır; Belediyeler; Yalova Belediyesi Kadıköy (Belde) Belediyesi Köyler; Elmalık Köyü Esadiye Köyü Güneyköy Köyü Hacımehmet Köyü Kazimiye Köyü Kirazlı Köyü Kurtköy Köyü Samanlı Köyü Safran Köyü Soğucak Köyü Sugören Köyü -Prf. Dr. Arif Müfit MANSEL (1936) Yalova ve Civarı İstanbul: İstanbul Müzeleri Neşriyatı. -Aydın AKAN (1982) Yalova: Zümrüt Yalova Kaplıcaları. -Ahmet AKYOL (2003) Yalova: Zaman Tünelinde Yalova. -T.C. Turizm Bakanlığı, Yatırımlar Genel Müdürlüğü (1997) İstanbul: Yalova İli Turizm Envanteri ve Turizmi Geliştirme Planı – Kaya Zengin (1987) Yalova

Altınova : Altınova, Kocaeli’nin Karamürsel İlçesine bağlı bir Belde konumunda iken, 6 Haziran 1995 tarih ve 550 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile de İlçe statüsü kazanarak Yalova İli’ne bağlanmıştır. Altınova’nın İlçe sınırları içerisinde; Tavşanlı, Kaytazdere ve Subaşı olmak üzere 3 belde ve 13 köyü bulunmaktadır. D-100 karayolu ile Antik hac ve ticaret (İPEK) yolunun kesiştiği bölgede bulunan Altınova, 1929 yılında, Bulgaristan’ın Rusçuk kentinden göç eden 40 aile tarafından Altınzade Çiftliğinin satın alınması ile kurulmuştur. İlçede meyvecilik ve seracılık Altınova ekonomisine yön veren etkenlerdendir. Ülkemizde üretilen dış mekan ve süs bitkilerinin önemli bir oranı Altınova İlçe sınırları içerisinde üretilmektedir. Bölgede yetiştirilen elma, şeftali, armut, ayva, kiraz, vişne, kivi ve çilek gibi meyve türleri ile birlikte her türlü sebze üretimi yapılmaktadır. Yalova’ya 27 km uzaklıkta, sahil kenarında yer alan Altınova Hersekzade Ahmet Paşa Camii ve Külliyesi ile, İlçesi’nde farklı dönemlere ait hamam, su kemerleri, çeşme, kale kalıntıları gibi tarihi eserler bulunur. Bizans İmparatoru Constantinus tarafından kurulan ve annesi Helena’nın adını verdiği “Helenopolis”, Antik kenti (Batık Şehir) bugünkü Hersek civarında önemli bir yerleşme merkeziydi. Doğu Roma İmparatorluğu’nun merkezi Constantinopolis (İstanbul) olduktan sonra, Justinianos devrinde Helenopolis, İstanbul-İznik yolu üzerinde bulunduğu için çok önem kazanmıştır. Bugün Yalakdere olarak adlandırılan vadideki yolu kontrol eden Çobankale (Koyun hisar), tarihte Bizans ile Osmanlı arasında meydana gelen Bafeus Savaşı’na (1302) tanıklık etmiştir. Osmanlılar bundan sonra aşiret olmaktan çıkarak, kendisine katılanlarla birlikte hızlı bir şekilde devlet düzenine geçmiştir. Ünlü Osmanlı tarihçisi Prof.Dr.Halil İnalcık Hocanın yapmış olduğu çalımalar neticesinde Osmanlı Devletini kuruluşu bu savaş neticesinde elde edilen başarıyla gerçekleşmiş olduğunu savunmaktadır. Altınova İlçesinin 3 beldesi; Kaytazdere Beldesi Subaşı Beldesi Tavşanlı Beldesi 13 köyü bulunmaktadır. Ahmediye Köyü Aktoprak Köyü Çavuşçiftliği Köyü Fevziye Köyü Havuzdere Köyü Karadere Köyü Örencik köyü Sermayecik Köyü Soğuksu Köyü Tevfikiye Köyü Tokmak Köyü Geyikdere Köyü. -Prf. Dr. Arif Müfit MANSEL (1936) Yalova ve Civarı İstanbul: İstanbul Müzeleri Neşriyatı. -Aydın AKAN (1982) Yalova: Zümrüt Yalova Kaplıcaları. -Ahmet AKYOL (2003) Yalova: Zaman Tünelinde Yalova. -T.C. Turizm Bakanlığı, Yatırımlar Genel Müdürlüğü (1997) İstanbul: Yalova İli Turizm Envanteri ve Turizmi Geliştirme Planı – Kaya Zengin (1987) Yalova

Yalova Ulaşımı

Denizyolu : Yalova, bir sahil kenti olması sebebiyle denizyolu ulaşımına açık olup, denizyolu ile genellikle İstanbul-(Yenikapı,Kartal,Pendik ve Eskihisar) Yalova arasında, şehir hatları yolcu vapurları , deniz otobüsleri ve feribot seferleri ile yük, yolcu ve araç taşımacılığı yapılmaktadır. Yalova’dan İstanbul’a Yenikapı, Kartal, Pendik ve Eskihisar’a düzenli deniz otobüsü seferi yapılmaktadır. Ayrıca, Yalova – Yenikapı Yalova – Pendik Topçular – Eskihisar arasında düzenli Vapur seferleri yapılmaktadır. Deniz Otobüsü tarifeleri için …>> http://www.ido.com.tr/

Havayolu : Bursa- Yenişehir Hava Limanı ve Kocaeli- Cengiz Topel Hava Limanı ile yurt içi uçak seferlerinden, İstanbul – Atatürk Hava Limanı ve Sabiha Gökçen Hava Limanları ile de hem yurt içi hemde yurt dışı uçak seferleriyle kolaylıkla ulaşım sağlanmaktadır. Hava yolu terminallerine deniz yolundan feribot, deniz otobüsü ile ulaşım sağlanmaktadır. Ayrıca kara yolundan özel servislerle de ulaşım sağlanmaktadır.

Karayolu : Yalova, karayolu ile İstanbul, Bursa ve Kocaeli İllerine bağlıdır. Yalova’da gerek ilçelere olan bağlantılar, gerekse komşu illere olan bütün bağlantılar asfalt yollarla sağlanmaktadır. Yalova’nın güneyinde yer alan Bursa İli ile olan karayolu bağlantısı, Samanlı dağlarının üzerinden geçmesi sebebiyle hem virajlı, hem de inişli-çıkışlıdır. Oldukça işlek olan bu yolun standartlarını arttırmaya ve genişletmeye yönelik çalışmalar devam etmektedir. Yalova-Bursa bağlantısı ile Yalova’dan, İç Anadolu Bölgesinin yanında, Ege ve Akdeniz bölgelerine de ulaşmak mümkündür. Yalova-Kocaeli karayolu bağlantısı ise, Yalova’nın aynı zamanda İstanbul’a ve İç Anadolu’ya açılan diğer önemli bağlantısıdır. Yalova İl sınırları içinde mevcut karayolu ağı toplamı 334 kilometredir. Bu ağın 90 km.si devlet yolları, 179 km.si köy yolları meydana getirmektedir. Yol ağının 288 kilometresi asfalt, 43 kilometresi stabilize ve 3 kilometresi ise tesviye nitelikli yoldur. Yalova’nın çevre İl ve İlçelere uzaklığı Yalova – Bursa 69 km Yalova – Gemlik 43 km Yalova – Orhangazi 21 km Yalova – Karamürsel 30 km Yalova – Gölcük 50 km Yalova – Kocaeli 63 km Yalova – İstanbul 174 km Yalova’nın ilçelerine uzaklığı Yalova – Altınova 27 km Yalova – Armutlu 51 km Yalova – Çınarcık 16 km Yalova – Çiftlikköy 4 km Yalova – Termal 12 km İlçelerin birbirine olan uzaklığı Altınova – Armutlu 78 km Altınova – Çınarcık 43 km Altınova – Çiftlikköy 23 km Altınova – Termal 39 km Armutlu – Çınarcık 35 km Armutlu – Çiftlikköy 55 km Armutlu – Termal 39 km Çınarcık – Çiftlikköy 20 km Çınarcık – Termal 4 km Çiftlikköy – Termal 16 km

Yalova Yeryüzü Şekilleri ve Bilgileri

Gökçe Barajı : [Baraj Gölü] , İçme suyu temini amacıyla 1980-1989 yılları arasında inşa edilmiştir. Göl alanı 1,28 kilometre karedir. Yalova İline 10 km mesafededir.

Delmece Yaylası : [Yayla] , Yalova İli Çınarcık İlçesine bağlı Teşvikiye Beldesinden çıkılan ve sahilden 17 km içeride, 960 m rakımda bulunmaktadır.

Büyük Dipsiz Göl : [Göl] , Çınarcık İlçesi, Teşvikiye Beldesine 10 km mesafededir.

Müzeler

AÇIK HAVA MÜZESİ

Yaşar Okuyan Bulvarı Sanat Sokağı köşesinde, Kültür Bakanlığı Anıtlar ve Müzeler Genel Müdürlüğü’nün 18.03.2002 tarih ve 003448 sayılı onayları ile Açık Hava Müzesi kurulmuştur. 6000 yıllık geçmişe sahip olan İlimizin çeşitli yerlerinde çıkan ve değişik yerlerde muhafaza edilen tarihi eserlerin toplanarak sergilendiği güzel bir mekân oluşturulmuştur. 29 Ekim 2003 tarihinde açılan müzede Roma, Bizans ve Osmanlı Dönemine ait eserler yer almakla birlikte Yalova’nın çeşitli bölgelerinde bulunan eserlere ait maketler de yer almaktadır. İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü tarafından kurulan Açık Hava Müzesi; Bursa Müzesi Uzman elemanları tarafından dizayn edilmiş olup, 2005 yılsonu itibariyle, İlimizde çeşitli tarihlerde çıkarılan 46 adet mevcut tarihi eserlerin döküm bilgileri hazırlanmıştır.

Yalova Belediyesi personeline zimmetle teslim edilen eserler 24 saat koruma altında olup, mesai saatleri içerisinde ziyaret etmek mümkündür.

TERMAL ATATÜRK KÖŞKÜ

Termal Atatürk Köşkü 1929 Yılında 38 günde yaptırılmıştır. Mimarı Prof.S.Hakkı Eldem’dir. Köşk’te ilk yabancı devlet adamı olarak İran Şahı ağırlanmıştır. Köşk tamamen ahşaptan yapılmış olup, iki katlıdır. Üç şeref salonu ve onbir odası vardır. Dönemin kullanılan eşyası ile birlikte korunan Köşk müze olarak halka açıktır. Çok partili sisteme geçiş, Yerli Malı Haftası, Türk Tarih ve Dil Kurumlarının kurulması, Kuran’ı-Kerim’in Türkçeleştirilmesi çalışmaları gibi zamanın birçok önemli kararları burada alınmıştır. Köşk’te bulunan bazı eşyalar ve özellikleri; Kurşunlu banyo ve kadınlar tablosu (Nurettin Niyazi 1930) Bir dağ yamacı ve bazı hayvanları temsil eden bir resim (Ayvazoski–1875). Halılar: İran, Hereke. Vazolar: Yıldız porselen, Fransa, Japon ve Çin, ayrıca bir tanesi Mısır yapımın Hiyeroğlif yazılarla süslü pirinç ve abanoz ağacından yapılmış. Karyolalar: Pirinç yatak odası takımı, Fransız lake sandalyeler ceylan derisi ile kaplanmıştır. Radyo: Alman (RCA) marka. Piyano: Wilheelm Spaethe (Gera) Anneannesinden kalan kanaviçeli seccade. Masa: iki tarafı da eşit yapılmış, her iki tarafa kullanılıyor, İngiliz yapımı demir aksamları, yaldız altından kaplama. Dosya Dolabı: Kaplama, gül ağacı, demir aksamları yaldız altın. İran Şahı’nın hediyesi saat, şamdan altın, yaldız kaplama.

Termal Atatürk Köşkü; Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu tarafından 15.5.1983 tarih ve 14971 sayılı kararla Korunması Gerekli Kültür Varlığı olarak tescil edilmiştir. Termal Atatürk Köşkü, TBMM Milli Saraylara bağlı olarak hizmet vermektedir.

YÜRÜYEN KÖŞK

Atatürk bir gün çiftliğe gittiğinde, Köşkün hemen yanındaki Ulu Çınar ağacının dallarını kesmeye çalışan bir bahçıvan ile karşılaşır. Hemen bahçıvanı yanına çağırarak bunun nedenini sorar. Görevli bahçıvanın cevabı şöyledir: Ağacın dalları uzamış binanın duvarına dayanmıştır. Aldığı cevaptan tatmin olmayan Atatürk, düşünülmesi bile imkânsız olan bir emir verir: “AĞAÇ KESİLMEYECEK, BİNA KAYDIRILACAK.” Görev İstanbul Belediye’sine intikal eder. Belediye Fen İşleri Yollar Köprüler Şubesi sorumluluğu üstlenir. Başmühendis Ali Galip Alnar yanına aldığı teknik elemanlarıyla Yalova’ya gelerek çalışmaya başlar. 8 Ağustos 1930 tarihinde önce bina çevresindeki toprak büyük bir dikkatle kazılıp yapının temel seviyesine inilir. İstanbul’dan getirilen tramvay rayları döşenir. Santim, santim çalışılarak bina yapı altına sokulan raylar üzerine oturtulur. Artık binanın raylar üzerinde kaydırılarak ağaçtan uzaklaştırılması aşamasına gelinmiştir.

Güzel ve sıcak bir yaz akşamında Ulu Önder Atatürk ile birlikte, kardeşi Makbule Atadan, Vali vekili Muhittin Bey, Emanet Fen Müdürü Ziya Bey ve Cumhuriyet Gazetesi Baş muhabiri Yunus Nadi nezaretinde bina 4.80 m. Civarında kaydırılır. Bu olağanüstü ve riskli iş 10 Ağustos 1930 tarihinde tamamlanır ve Ulu Çınar Ağacıda kesilmekten kurtulur.

O günden beri köşkün adı “Yürüyen Köşk” olarak kalmıştır. Kültür Bakanlığı Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu’nun 12.07.1980 gün ve 12238 sayılı kararı ile korunması gerekli Kültür ve Tabiat Varlıkları arasında sayılmış ve tescili yapılmıştır. 2006 Yılında, Yalova Belediyesi tarafından restorasyonu yapılarak ziyaretçilere açılmıştır.

HERSEKZADE AHMET PAŞA CAMİ

Yalova İli, Altınova İlçesi, Hersek Köyü’nde bulunan, 15. y.y. Osmanlı dönemi eserlerinden Hersekzade Ahmet Paşa Camii’nin mülkiyeti Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne ait olup, Bursa Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nun 18.03.1999 tarih ve 451 sayılı kararı ile tescil edilmiştir.

1458 Yılında doğan ve doğduğu Bosna-Hersek’ten getirilerek saraylarda yetiştirilen devrinin ünlü sadrazamlarından Hersekzade Ahmet Paşa tarafından XVII. Yüzyılda, kendi adıyla anılan beldede yaptırılmıştır. İzmit Körfezi’nin en dar yerinde olması nedeniyle Herzekzade Ahmet Paşa, Hersek’e küçük bir liman. 700 ev, çift kubbeli büyük bir camii, 2 han, 1 imaret, 1 mescit 1 medrese ve 1 tekke yaptırmak suretiyle bu beldeyi ihya etmiştir. Ne yazık ki camiin kubbeleri dâhil diğer bölümlerinin bazı kısımları depremde yıkılmıştır.

Hersekzade Ahmet Paşa Camii mimarisinde kesme taş örmeciliği ağırlık kazanmaktadır. Camii’nin restorasyonu için gerekli çalışmalarda İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü tarafından başlatılmıştır.

RÜSTEM PAŞA CAMİİ

Yalova merkezde bulunan Rüstem Paşa Camii Osmanlı dönemi mimari yapılardandır. Mimar Sinan tarafından yapıldığı bilinen Rüstempaşa Camii; Osmanlı Paşası Rüstem Paşa tarafından 17. yüzyılda yaptırılmıştır. Camii Kubbeli ve kare planlı olarak yapılmıştır. Yalova Merkez, Rüstempaşa Mahallesi, 1 pafta, 35 ada 24 parsel’de bulunan Rüstempaşa Camii; Gayrimenkul Eski Eserler Anıtlar Yüksek Kurulu tarafından 16.9.1973 gün ve 7412 sayılı kararı ile tescil edilmiştir. Marmara depremi nedeniyle zarar gören minaresi yeniden yapılmış olup diğer bölümlerde restorasyon yapılarak ibadete açılmıştır.

HACI ALİ PAŞA CAMİ (AHMET ÇELEBİ) (Çarşı Cami)

Armutlu ilçe merkezinde bulunan Hacı Ali Paşa Cami (Ahmet Çelebi) aynı zamanda Çarşı Cami olarak ta bilinmektedir. Yapım tarihi belli değildir. Orhan Gazi döneminde yapıldığı tahmin edilmektedir. Mülkiyeti Vakıflar Bölge Müdürlüğüne ait 24 pafta 4475 parselde bulunan Camii; İstanbul II Nolu Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nun 12.11.1998 tarih ve 4967 sayılı kararı ile Korunması gerekli kültür varlığı olarak tescil edilmiştir. İbadete açık olan caminin iç ahşap dizaynı ve dış ahşap saçakları, ince bir ahşap işçilik örneğini sergilemektedir.

Köprüler

TAŞKÖPRÜ

Yalova İli, Çiftlikköy İlçesi, Taşköprü Beldesi’nin adının Taşköprü olarak anılmasına sebep olan ve halen kullanılan tarihi köprüdür. Köyün kuzeyinde akan bir derenin üzerine yarım daireler şeklinde biçimlendirilen ayaklar üzerine oturtulmuş ve kesme taşlarla yapılmıştır. Köprünün kesin tarihi bilinmemekle beraber yaklaşık 400 yıllık olduğu rivayet olunmaktadır. Köprünün, tarihi değer taşıması nedeniyle; İstanbul II Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından 2.3.1993 tarih ve 3026 sayılı karar ile korunması gerekli kültür varlığı olarak tescil edilmiştir.

Kaleler

ÇOBAN KALE

Çoban Kale, Yalova ili Altınova İlçesi’nde, Hersek’ten güneye doğru uzanan vadi içindeki tarihi İpek Yolu üzerindedir. Hersek’ten yaklaşık 7 km., Soğuksu (Ayazma) Köyü’nden 2 km. güneydedir. Kale, 150 rakımlı bir tepenin zirvesinde, 150×120 metre ebadında bir alanı işgal eder. Bir görüşe göre, belirlenemeyen bir tarihte Cenevizliler tarafından yapıldığı ileri sürülmektedir.

ELMALIK KALESİ

Ne zaman ve kimler tarafından yapıldığı belirlenememiş olan Elmalık Kalesi, köyün 500 metre kadar güneyinde, 270 rakımlı Bahçe Tepe üzerinde, her 2 tarafından geçen yolu kontrol edebilen hâkim bir noktadadır. Kuzey Güney uzunluğu yaklaşık 80 metre, Doğu-Batı uzunluğu yaklaşık 40 metredir. Güney yönünden çıkılması kolay, diğer yönlerden çıkılması zordur. Özellikle kuzey ve doğu yönü çok sarptır. Kale içinde su sarnıcı, tünel, ambar gibi yapılanmalar bulunmadığından buranın savunma amaçlı yapılmadığı düşünülmektedir. Kale, etrafından geçen iki yola da hâkim olduğu için kontrol ve güvenlik amaçlı yapıldığı düşünülmektedir. Kurtuluş Savaşı’na kadar sağlam durumda bulunan kale bugün tümüyle harap olmuştur.Yalnızca güneydeki kapının bir bölümü ile batı tarafında yer alan burçlardan birkaçının izlerini görebilmek mümkün olmaktadır.

Kale köyden fark edilememekte, ancak kaleden Marmara denizi rahatlıkla görülebilmekte, sahilin kontrolü mümkün olabilmektedir. Eski köylülerin ifadesiyle kale adeta Karakilise (Çiftlikköy’de bulunan)’ye bakar durumdadır.

Batısındaki ve güneyindeki tepeler daha yüksektir. Doğusunda bir vadi yer almaktadır. Batıdaki eğim daha hafiftir. Ayakta kalan burçlardan en iyi durumda olanın dışta örgü sistemi görülebilmektedir. Burada taşlar düzgün olmamakla birlikte yerden belli bir kesime kadar iki sıra tuğla, bir sıra taş şeklinde örülmüştür. Daha üst kısımlarda normal taş örgü devam etmektedir.

11. ve 12. yüzyıllarda önemli olduğu tahmin edilen Elmalık Kalesi, Pylai sahil kentinin kalesi durumunda olup, sahildeki yerleşimin tehlike anında sığındığı yer olduğu düşünülmektedir.

Kaynaklar:http://www.yalova.bel.tr/kent-rehberi/yalova-hakkinda

http://www.yalova.bel.tr/kent-rehberi/tarihi-yerler

https://on5yirmi5.com/

Marmara Bölgesinde Gezilecek 7 Gözde Tatil Yeri

Ülkemizde her bölgede gezip görülecek pek çok gözde tatil beldeleri mevcut Marmara bölgesi’de bunların içinde ön plana çıkan bazıları istisnalar var evet ama bunlar hangileri nereler.. Daha Fazlasını Oku